Karadeniz’deki sıcaklık artışı balık varlığını tehlikeye soktu

Bilim insanları, Karadeniz’deki deniz suyu yüzey sıcaklıklarının son 50 yılın en yüksek değerlerine ulaştığını açıkladı. Geçtiğimiz yıllarda 24 santigrat olan deniz suyu sıcaklığının bu yıl 28 dereceye kadar çıktığı tespit edildi.

“KARADENİZ’DE ARTIK İKİ MEVSİM YAŞANIYOR”

Karadeniz’de artık dört mevsimin görülmediğini söyleyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Coşkun Erüz, “Küresel iklim değişikliği artık kabullenmek zorunda olduğumuz bir gerçek, bu nedenle hem dünya olarak, hem de ülke olarak strateji geliştirip küresel ısınmanın getireceği etkileri azaltacak önlemleri almamız gerekir. Karadeniz’de dört mevsimi yaşanırken, son yıllarda artık uzun bir yaz ve uzun bir kış gibi bir döngüye girmeye başladık. Bahar aylarını net bir şekilde göremiyoruz” dedi.

“DENİZ SUYU SICAKLIĞI BEKLENENİN ÇOK ÜZERİNDE”

İklim değişikliğinin sadece atmosferi değil, deniz suyunu da etkilediğine dikkat çeken Erüz, “Denizin tuttuğu enerji miktarı artmaya başladı. Bu da daha sıcak deniz anlamına geliyor.  Denizin sıcaklığı günden güne değişmez, yıl bazlı değişim gösterir. Kışın soğuma, yazın ısınma gösterir. Bu denge bozulmaya başladığında meteorolojik olarak beklemediğimiz olaylarla karşılaşıyoruz.

Eylül ayının ortasındayız, Trabzon kıyılarındaki deniz suyu sıcaklığı 22 derece. Beklenenin çok daha üzerinde bir ısı söz konusu. Bir ay sonra en fazla 15 dereceye iner. Normalde Ekim ve Kasım aylarında 10 derecelere kadar düşerdi ve 12 dereceye düşmeye başladığında hamsi ve diğer balıkların avlanma sezonuna girilirdi” diye konuştu.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Coşkun Erüz

“SICAKLIK SUYUN KİMYASAL YAPISINI DEĞİŞTİRİYOR”

Deniz suyu sıcaklığının değişiminin balık türlerini etkilendiğini anlatan Erüz şunları söyledi:

“Deniz içinde yaşayan her canlının bir yaşama döngüsü, tercih ettiği sıcaklık değeri vardır. Su sıcaklığı arttıkça denizlerde oksijen barındırma seviyesi düşer. Karadeniz daha soğuk su türlerini barındırır. Akdeniz’de 600 tür balık varken, Karadeniz’de 150-160 tür çeşitliliğinde balık vardır.  Balıkların verim alanına baktığımızda Akdeniz’in kat be kat üzerindedir. Karadeniz, Türkiye’deki balıkçılığın yarıdan fazlasını sağlayan bir deniz.

Hamsi, palamut, lüfer ve mezgit gibi türlerle bunu sağlıyoruz. 4-5 çeşit verimli şekilde ürer. Şu anda biz 22 derecede hamsi avlamaya çalışıyoruz.  Diğer balıklar için de aynı şey söz konusu. Balığın beslenmesi için tüm besin piramidinin oluşması gerekiyor. Sıcaklık, suyun kimyasal yapısını da değiştirdiği için balığı besleyen organizmaların üremesini yavaşlatıp, azaltabiliyor. Halkanın bir zinciri kırıldığında o sistem çalışmaz.

Küresel ısınmanın etkisini tolere eden balık türü kalır. Hamsi tolere edebilen türlerden birisi.  Daha az av verebilir ama Karadeniz’deki varlığını çok hızlı bir şekilde tüketeceğini düşünmüyoruz. Kirliliğin artması, aşırı avcılık ve küresel iklim değişikliğini bir araya getirdiğinizde zaten zor koşullarda kendini geliştirmeye çalışan balığın üzerindeki baskıyı arttıracaktır”

‘BİR GÜN BALIK OLSA DA AVLASAK’ NOKTASINA GELECEĞİZ

Küresel ısınmanın denizlerdeki etkisinin takip altında olması gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Eruz, “Bizim yapmamız gereken; öncelikle denizdeki stokları tespit etmek olmalıdır. Hangi bölgede, hangi miktarda, hangi türde ne kadar balık stokumuz var? Bu stokun ne kadarı av verebilecek? Avlanma sınırlarını belirleyip, kota koymazsak, iklim değişimini de baz aldığımızda maalesef görünen o ki; ‘Biz bir gün balık olsa da avlasak’ noktasına geleceğiz. Bu kaçınılmaz bir durum” ifadelerini kullandı.

“MAALESEF ALTIN YUMURTLAYAN KARADENİZ’İ YOK EDECEĞİZ”

Üniversitelerin araştırma projelerinin bütçe yetersizliği gerekçesiyle desteklenmediğini söyleyen Doç. Dr. Erüz, “Araştırma çok maliyetli bir iş. Bir geminin bir haftalık seferi milyonluk bir bütçe doğuruyor. Maalesef üniversiteler ve araştırma birimleri bu araştırmaları maliyet nedeniyle sınırlandırmak zorunda kalıyor, yapamıyor. Proje başvurusu yapıyor, bütçe yetersizliğinden projeler desteklenmiyor.

Araştırma yapılıyor ama yetersiz. Karadeniz’deki balık çeşitliliğini, besin zincirini sürekli izleyemiyoruz. Aylık olarak izleme yapmak gerekiyor. Yorum yapabilmek için de her zaman yeterli veriye sahip olamıyoruz. Hopa’daki, Trabzon’daki kıyıdan 50 mile kadar olan alanda durum nedir? Bilmiyoruz. Ticari ya da politik beklentilerle hareket edersek maalesef elimizdeki altın yumurtlayan Karadeniz’i yok edeceğiz” dedi.

“BALIK TÜRLERİNDEKİ AZALMA YETİŞTİRİCİLİĞİN ÖNEMİNİ ARTIRDI”

1870 yılından itibaren dördüncü nesil olarak balıkçılığı halen sürdüren Recep Denizer, konuyla ilgili gözlemlerini anlattı. Balık türlerinde azalma olduğunu söyleyen Denizeri, “Balık türlerindeki azalma yetiştiriciliğin önemini artırdı ancak bundan sonraki yıllar için çok iç açıcı konuşamıyoruz. Gidişat her geçen gün kötüye gidiyor.  En önemli faktörlerden birisi de gelişi güzel avlanma olmasıdır. Buna müsaade edilmemesi gerekiyor. Daha önceki yıllarda devlet, tutulması gereken balık miktarını açıklardı. Şimdi açıklanmıyor” dedi.

“EGE’NİN BALIKLARI KARADENİZ’DE ARTMAYA BAŞLADI”

Deniz suyu sıcaklığının artması balık türlerindeki farklılıklardan anlaşıldığını ifade eden Doğu Karadeniz Balıkçı Kooperatifleri Başkanı Ahmet Mutlu ise “Ege’de görülen sarpa balığı, kolyoz, sardalye balığı türleri artık Karadeniz’de artmaya başladı. Sıcaklığının artması balık göçünü de etkiliyor. Özellikle hamsinin bu bölgede kalması için suyun soğuk olması lazım ama hamsi daha soğuk bölgelere göç ediyor” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x